Emel hanıııımmmm...Emel Hanım uyanın...Bir kadın ve bir adamın sesleri..Hastabakıcılar beni getiriyor....Uyurken üzerime çöken o ağırlığı kaldırmaya çalışıyorum sanki..Ama karnımdaki buz gibi sancıyla bunu yapamıyorum..Kendime gelmeye çalışrken ilk hatırladığım o miniğin suratı..İlk cümlelerimi hayal meyal hatırlıyorum.. Oğlum nerde?İyi mi?öptüm onu Ve sedyeden yatağa geçiriliyorum..Bu sırada karnımdaki acı daha da artıyor..Altımdaki ameliyat örtüsünü alıyorlar yine artan bir acı..Üzerimi örtüyorlar..Ablam oğlumu gösteriyor bakıyorum buruşuk kırmızı hatta tüylü bişey beklerken pamuk gibi bişey görüyorum kucağımda..Ultrasonda gördüğüm o hokka burun ve ördek ağız ile tombik yanakların pembe beyaz bir renge geçmiş hali..Şükrediyorum onu görünce ama bakamıyorum fazlaca.. Gözkapaklarım izin vermiyor kapanıyor...Acımı azaltmak için yapılan ağrı kesicinin etkisiyle takrar uyuyorum ancak iki saat sonra tekrar uyanınca öpüp koklayabiliyorum oğlumu..İnanamıyorum onun benim olduğuna, bana ait olduğuna..Bakınca yüzüne ağlayasım geliyor..O kadar güzel ki..Her anneye yavrusu ne kadar güzelse o da bana o kadar güzel..Rabbim yüzünü güzel yaptığı gibi ahlakını ve bahtını da güzel eylesin..
KUZEY oğlum 5 Eylül 2010 saat 09.00 hayata merhaba dedi..Şimdi evimizde bu manzara, kulağımızda onun cılız ve narin sesi, bütün odalara dolmuş cennetten gelen mis kokusu var...Şükürer olsun onu bize sağlığıyla gönderene..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder